Mühtahsil Markalarla Dünyayı Kazanalım!

Dünya’nın her yerinde savaşların, katliamların, ırkçılığın, ötekileştirmenin olduğu günümüz koşullarında en önemli savaş kültürel savaştır.

Her şeyin bir göz yanılsaması olarak sunulduğu günümüzde o kadar farklı noktalara bakmak durumunda bırakılıyoruz ki gerçek tehlikeyi göremez hale getiriliyoruz. Gördüğümüz zaman ise çağın gereklilikleri deniliyor, inkar ediliyor ya da umursanmıyoruz. Fakat durumun çağın gereklilikleriyle çok az alakası var. Bu konu kültürümüze sahip çıkmakla alakalı, kültürüne sahip çıkmayan toplumlarda insan ve toplum işgaliyle alakalı!

İnsan işgali ve toplum işgali nedir?

Cevap ise basit. Kültür olgusuna gerçekçi ve genel bir bakış açısıyla baktığımızda her yerde, her alanda bizi biz yapan, bizi tanımlayan olgu oldugunun farkına varırız. Bizim neyi nasıl yaptığımız, nasıl düşündüğümüz, nasıl yaşadığımız. İçimize işleyen ve bizim nereye ait olduğumuzu gösteren bir iz gibi, daima bizimle. Ne yediğimiz, nasıl yediğimizin belirleyicisi adeta. Kültürümüzü bir noktada kaybetmeye başladığımızda insan işgalinden bahsedebiliriz. Bir insanı işgal etmek için onun geçmişten ve çevresinden gelen tüm bağlarıyla oynayıp onu sıfırlamak ve yerine başka yapay bağlar koymak yeterli. İnsanın yapı taşı olduğu toplum yapısı da bu şekilde değiştirilir ve sonra bu etki suya atılan bir taşın dalgalar halindeki etkisi gibi yayılarak devam eder.

İnsan ve kültür işgalinin en etkili yolu ise kendi kültürünü karşındaki toplumun kültürüymüşçesine kabul ettirmek ve uygulatmak. Bunu en iyi başaran ülke Amerika Birleşik Devletleri. Kendi kültürlerini dünyaya ihraç etmekteler. Her ülkeye kendi lezzetlerinin besin zincirini kurdular ve insanlara bu lezzetleri benimsettiler. Kaliteli ve yüksek bütçeli filmler yaparak bütün dünyaya izlettirip istedikleri tüm mesajları verdiler. Yapabildikleri her şekilde bu etkiyi oluşturdular. Kendi ülkemizden örnek vermem gerekirse diş hediği geleneğimizin yerine baby shower’ların, kına gecelerimizin ve erkek kınalarımızın yerini bekarlığa veda gecelerinin aldığını görürüz. İnsanlarımız geleneksel bayramlarını kutlamak yerine cadılar bayramı kutlamaları yapmak ve yılbaşında ağaç süslemek gibi çeşitli din ve kültürlerin etkisi altına girdiklerini farkederiz. Bu durum internet, televizyon ve daha bir sürü imkanın gelişmesiyle birlikte etkileşimin hızlanmasına ve buna benzer durumların her geçen yıl artmasına neden olmaktadır. Müstahsil markalar da tam da bu aşamada çok önemli bir proje haline gelmektedir.

Müstahsil Markalar geleneksel lezzetlerin ve geleneksel ürünlerin tekrar önem kazanmasına ve hatırlatılmasına yönelik bir proje olarak sunulmakta. Bu Proje ve bu projenin ilham kaynağı olacağı konuyla alakalı diğer projeler; kültürümüzü öğrenmemizi ve kültürümüzün öncelikle bize, daha sonra da Tüm dünyaya tanıtılmasını sağlayacaktır. Müstahsil markalar kültürel yabancılaşma yaşamaya başladığımız bu dönemde kültürümüzün ne kadar çeşitli ve özel olduğunu kanıtlayacaktır.

Proje için gerçekleştirilen örnek denemeler ve tanıtımlara yönelik yoğun ilgi ise geleneksel ürünlerimize olan hassasiyetimizi ortaya koymaktadır ve projenin başarılı olacağını göstermektedir. Bu projenin ilerleyen zamanlarda geleneksel ürünlerimizi dünya çapında anlamı hayli fazla olacaktır.

Bugün örneklerini tüm dünyada gördüğümüz Çin restoranları, İtalyan restoranları, Amerikan fastfood zincirleri tatlarını en doğru stratejiyle dünyaya kabul ettirmişlerdir. Bizim lezzetlerimiz dünyaca takdir edilmiş bu lezzetlerin arasinda unutulmaya yüz tutmuş olanlarıda önce kendimiz tanıyarak tüm dünyaya tanıtmalıyız. Zincirler kurmalı bu lezzetleri bir araya toplamalıyız. Böylece hem kültürümüzü tanıtır ona sempati duyulmasını sağlar hem de ekonomik kazanç elde ederek bölge ve ülke kalkınmasına katkı sağlayabiliriz.

Asıl savaşların kültürel olarak yaşandığının farkına varmanın zamanı geldi ve geçiyor. Kültürünü kabul ettiren, sanatını herkese gösterebilen, lezzetini herkesin lezzeti haline getiren kültürlerin ayakta durabileceği unutulmamalı! Kültürünü kaybeden milletlerin kaybedeceği çok az şey kalır. Hem de kaybettiklerini farkına bile varmadan. Bu yüzden önce kendimizi sonra tüm dünyayı kazanabilmek için geleneklerimizi yaşatalım ve kültürümüzü tüm dünyaya tanıtalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir